|
İnternette şu sıralar aktif olan bir grub genç, Amacımız fitneye bulaşmaksızın toplumsal gelişime faydalı olmaktır. Bu da Ancak “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyen bir topluluk ile mümkündür.’ diyerek çıktıkları bir web sitesiyle, bu kokuşmuş tek dişli canavara meydan okumaya hazırlanıyor.
Mail aracılığı ile yaydıkları mesajları ise şöyle:
////////////////////////////////////////////////Yaratandan aldıkları hidayetle, basiretle, ferasetle, dirayetle ve şecaatle kelebekler sonsuza uçar. Hidayetle Rabbine teslim olur, basiretle Allah’ın arzusunu görür, ferasetle hak-batılı ayırt eder, dirayetle kötülüğe engel olur, iyiliği yaygınlaştırır, Hakkı hatırlatır, özgüvenle yarınını inşa eder, şecaatle vakarını korur ve kendisinden sonrakine aktarır. Ülkemizdeki yetmiş milyonun hepsini kardeş kabul ediyoruz. İslam’ı temsil iddiasında değiliz. İslam’ın, Müslümanların ve bütün insanlığın hizmetindeolduğumuzun şuurundayız. Temel insan haklarına dayanan bir toplumsal uzlaşmanın müdaafiiyiz. Terörü, anarşiyi, şiddeti, illegaliteyi, fikri taassubu ve her türlü dayatmacı anlayışı reddediyoruz.
Bizler, unutulmaya yüz tutmuş ve olmadığı zaman insanı insan olmaktan çıkaracak kadar önemli olan bazı duyguları olduğundan daha canlı hale getirmek için caba gösteren idealist gençler grubuyuz. Amacımız duygu sömürüsü değil, duygusal iletişimdir. Yazının gereksiz olduğu öyle anlar vardırki anlatabildikleri açısından tonlarca kitaptan daha fazla etkilidir. Bizler acıma duygusundan uzak taşlanmış yüreklere pek birşey anlatılamayacağı bilincindeyiz. Eğer biz afrika’nın aç çocuklarını düşündüğümüzde veya haberlerde filistinde vurulan, katledilen çocukları gördüğümüzde ağlayamıyor ve amaaan alıştık bunlara artık diyorsak afrikalı çocuklar açlıktan, filistinli çocuklar da füzelerden ölmeye devam eder. çünkü onları gördüğünde ağlayamayan ve onların acısını için için hissetmeyen bir kişi kalkıp da filistinli direnişçilere terörist diyebileceği gibi Afrikalılara da geri kalmasaydılar da aç kalmasaydılar diyebilir. Herşeyin temelinde o problemin oluşturduğu duyguları anlayabilmek vardır. Mesela: bir yakınımızın kolu kırılsa üzüntüden belki ağlarız ama bizden uzak bir diyarda paramparça olan bir çocuğu görünce amaaan çok gördük bunları deriz.
Kültürümüzün temelinde hoşgörü, ahlak ve maneviyat vardır. Kaynağımız Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammet (s.a.v), bizim buralara kadar gelmemize yardımcı olan kültürel dayanaklar Mevlana, Yunus emre, Hacı Bayram Veli ve daha birçok sevilen islam aydınlarıdır. Bombalar altında inleyen mazlum müslümanların da Amerikada kasırgalardan zarar görmelerine rağmen siyah tenli oldukları için abd hükümetinden yardım alamayan ve ikinci sınıf halk durumuna konulan hristiyan siyahilerin de yanındayız. ama burda dikkat edilmesi gereken bir husus varsa o şudur ki: Hoşgörü mazlum ve haklı olana gösterilir. Yahudi bir tüccarla ticaret yapmak ve ona ülkende iyi imkanlar sağlamak, güvenliğini sağlamak hoşgörü, filistinde birnerce çocuğun ölmesine sebep olan İsrail’e karşı hoşgörüden bahsetmek ise bir nevi vurdumduymazlık hatta enayiliktir. Hep merak ettiğimiz birşeydir. Acaba bizler filistinli olsaydık ve bizim çoluğumuzu çocuğumuzu, anamızı babamızı gözlerimizin önünde katletselerdi biz hoşgörüden mi bahsedecektik onlara karşı. başkasının acısını görmezden gelerek düşmanına hoşgörüde bulunmak bir meziyet değil, olsa olsa o mazlumun acısını hissedememektir. Veee diyoriz ki: Altı milyarı kardeş kabul ediyoruz. Ama bu demek değildir ki zulmeden ve insanlık özelliklerinden uzaklaşanların yaptıklarına hoşgörü adı altında göz yumacağız. Biliyoruz ki: zalimin eline koymak, zulüm olmaklığa yeter.
Amacımız fitneye bulaşmaksızın toplumsal gelişime faydalı olmaktır. Bu da Ancak “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyen bir topluluk ile mümkündür.
sitenin adresi:
http://sevkattoplulugu.wordpress.com/
|